CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Manavgat'taki rüşvet skandalının ana figürleri Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini belirtti.

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Manavgat'ta yaşanan rüşvet kumpasıyla ilgili olarak Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini açıkladı. Soruşturmanın selameti için Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve önceki dönem Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in üyeliklerinin askıya alındığını duyurdu. Yücel, CHP'nin yolsuzluğa ve suça izin vermediğini, bu tür şüphelerde ilk müdahale edenin yine kendileri olduğunu vurguladı. Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminin dokuzuncu yıl dönümüne değinen Yücel, AKP iktidarını yargı darbesiyle millet iradesini gasp etmekle ve emeklilerin durumuyla alay etmekle eleştirdi. Bolu Kartalkaya faciası ve LGS'deki şaibeler gibi diğer güncel konulara da değinen Yücel, ülkenin ekonomik durumu ve yargının bağımsızlığı konularında da açıklamalarda bulundu.
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Manavgat'taki rüşvet skandalının ana figürleri Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini belirtti.
14 Temmuz 2025 Pazartesi, 20:18

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Manavgat'ta meydana gelen olaylarla ilgili olarak bu rüşvet kumpasının baş aktörleri Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesine karar verildiğini duyurdu. Soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi için, belediye meclis grubundan yedi kişinin gözaltına alınması ve bu meclis üyesi listelerinin oluşturulmasında payları olması nedeniyle Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve önceki dönem Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in üyelikleri askıya alındı. Yücel, CHP'nin yolsuzluğa ve suça tolerans göstermediğini, bir suç şüphesi tespit edildiğinde ilk müdahale eden partinin yine CHP olacağını ifade etti.

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. CHP Sözcüsü Yücel, MYK toplantısı devam ederken toplantının gündemi hakkında basın toplantısı düzenledi.

Yücel'in açıklamaları şu şekildeydi:

15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden dokuz yıl geçti. Ülkeyi yönetenlerin Cumhuriyet değerlerinden ve hukuk çizgisinden uzaklaşması; Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK), yargıda, emniyette, milli eğitimde ve birçok kurumda yapılan atamalarda liyakati değil, mensubiyeti esas alması; bu ülkenin aydınları, gazetecileri, akademisyenleri, TSK'nin vatansever subayları kumpas davalarıyla bir bir Silivri zindanına gönderilirken alkış tutmaları; 252 vatandaşımızın hayatına mal olurken devletin kurumlarında ve toplumda onarılması güç tahribatlar yarattı. Dokuz yıl önce nasıl ki darbenin karşısında demokrasiden yana durduysak bugün de aynı noktadayız, darbelerin karşısında demokrasiden yanayız. Allah bu millete bir kez daha 15 Temmuz yaşatmasın. 15 Temmuz şehitleri rahmetle ve minnetle anılıyor, gazilere şükranlar sunuluyor.

Genel Başkan Özgür Özel ve CHP Grubu, dokuz yıl önce darbe haberini alır almaz millet iradesinin tecelli ettiği TBMM'ye ilk gidenlerden ve darbeye karşı ilk direnenlerden oldu. Ancak bugün Genel Başkan Özgür Özel'in liderliğindeki CHP ve onun seçilmiş belediye başkanları bir yargı darbesiyle karşı karşıya. Millet iradesi gasp ediliyor, milletin seçtikleri yargı eliyle yok sayılıyor. Bugün AKP, sadece kendi iktidarını devam ettirmek üzerine kurduğu tiyatroda dün 'ak' dediğine bugün 'kara'; dün 'doğru' dediğine bugün 'yanlış' diyor. 23 yıllık AKP iktidarı, yükselen toplumsal muhalefet karşısında büyük bir panik ve telaş içinde iktidarını korumanın yollarını arıyor. 19 Mart darbesine kalkışanlar, 15 buçuk milyonun Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun, 15 belediye başkanının, yüzlerce bürokratın ve çalışma arkadaşlarının düzmece gerekçelerle cezaevine gönderilmesini bu millet sineye çeker zannettiler. Kendilerinde olmayan, kaybettikleri adalet duygusunu halk da unuttu, halk da kaybetti zannettiler. Her yeni operasyonda pes edeceğimizi, geri adım atacağımızı düşündüler. Hiçbir şey düşündükleri gibi olmayınca iyice şirazeyi kaçırdılar.

AKP'nin gözü dönmüşlüğü karşısında hukuk nosyonuna sahip AKP'li yöneticiler bile adalet, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkından söz ediyorlar. AKP kendi içindeki karışıklıkları bastırmak ve itiraz edenleri susturmanın derdinde. Geçtiğimiz hafta, 'Yüzsüzlüğün bu kadarı da olmaz' dedirtecek iki olay, AKP içindeki ayrışmayı çok daha net bir şekilde gözler önüne serdi. İlk olay Meclis'te yaşandı. En düşük emekli maaşının arttırılmasına ilişkin Meclis Genel Kurulu görüşmelerine AKP'li milletvekillerinin kahkahaları damga vurdu. Meclis kürsüsünde emeklilere verilen sadaka gibi artışın yetersiz olduğu anlatılırken AKP sıralarından yükselen kahkahalar, iktidarın ve vekillerinin emeklinin derdini umursamadığını açıkça gösterdi. Ortaya çıkan bu içler acısı duruma, AKP'li Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ bile tahammül edemedi. 'Kahvede, piknikte değiliz' deyip kahkaha atan AKP'li vekilleri kibarca dışarıya davet etti. Rahat koltuklarında sadece kendine söyleneni yapan, millet iradesinin ne anlama geldiği hakkında bir fikirleri olduğundan şüphe duyulan, emeklilerin maaşlarının artması gerektiğini söylenince dalga geçerek kahkahalar atan ve Meclis koltuklarını işgal edenler emeklilere şikâyet ediliyor. Milyonlarca emeklinin halinden anlamayan bu kendini bilmezlere inanılıyor ki ilk sandıkta en sert cevabı önce emekliler verecek.

Bir diğer olay Bolu Kartalkaya faciasının baş sorumlusu Turizm Bakanı ile ilgili. Bilindiği gibi 36'sı çocuk 78 vatandaşımızın acı bir şekilde hayatını kaybettiği o elim olayın yargılaması geçtiğimiz hafta başında başladı. Denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek 78 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan o bakanlığın başındaki şahıs, Trabzon Kültür Yolu Festivali'ne katılıp sahnelerde boy gösterdi. Azıcık vicdanı, azıcık sorumluluk duygusu olan bir kişinin asla yapmayacağı bu aymazlık, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral tarafından da eleştirildi. Bolu faciasının ardından sorumluluğunun farkında olmayan, bırakın acıyı paylaşmayı; acıya saygı duymayı bile beceremeyen bu kişinin bir gün dahi o koltukta oturmaması gerektiği defalarca söylendi. Sarayın aylar sonra söylenen noktaya gelmesi, memnun edici ancak çok geç kalınmış bir durum. Bolu faciasının tüm sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiği tekrarlanıyor, Genel Başkan Özgür Özel başta olmak üzere CHP olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olunacağı bir kez daha vurgulanıyor.

AKP'nin elini attığı her alanda hep bir haksızlık, hep bir hukuksuzluk var. Bundan bir ay kadar önce yapılan LGS'de soruların sınav devam ederken WhatsApp gruplarında paylaşıldığı tespit edilmişti. Yıllarca soruları çalarak devlet kurumlarında yükselen FETÖ'cülerin taktiklerini anımsatan bu olayın üzerinde ciddiyetle durulması gerekmektedir. Birkaç gün önce açıklanan sonuçlar ise sınava dair şüpheleri iyiden iyiye kuvvetlendirdi. Kamuoyunda uzunca bir süre, soruların zorluğu konuşulurken sınavda 719 kişinin birinci olması hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Çocuklarımızın geleceğini doğrudan etkileyen bu olayın üstü kapatılamaz, bu olay geçiştirilemez. Bugün bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş bir basın toplantısı yaptı, kamuoyundaki kuşkuları, soru işaretlerini gündeme getirerek Milli Eğitim Bakanı'na sorular yöneltti. Konuyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı ciddiyete davet edildi. Oturduğu koltuğu zerre dahi hak etmeyen Yusuf Tekin'in milyonlarca çocuğun geleceğini etkileyen bu duruma ilişkin acilen açıklama yapması, sınav sonuçlarının da şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

Ülkede öylesine ciddiyetsiz bir yönetim var ki... Ülke yangın yeri, milyonlar adalete susamış, talimatlı yargı bütün işi gücü bırakmış, CHP'yi nasıl köşeye sıkıştırırız diye mesai yapıyor; adalet duygusunu yitirmiş bir kısım savcılar Genel Başkan'a soruşturma açmaktan başını kaldıramıyor. Tüm bunlar olurken Adalet Bakanı önünde nizami şekilde sıralanmış dosyaları imzaladığı bir videoyu X hesabından paylaşıyor. Neymiş, beyefendi çalışıyormuş. Adalet Bakanı olunan bu ülkede tutuklama rutin bir uygulamaya, etkin pişmanlık müessesesi ise iftiracılığa dönüştü. Hastaneden çıkan belediye başkanına kelepçe taktıran, sırf CHP'li olduğu için başkanından bürokratına çalışma arkadaşlarımızı sistematik bir yıldırma operasyonuyla karşı karşıya bırakan ve 'Yargı bağımsızdır' diye açıklama yapınca yargının bağımsız olduğunu düşünen bu Adalet Bakanına hatırlatılır: 2024 Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi raporuna göre Türkiye, 142 ülke arasında 117'nci sırada. Yazık. Yargıya güven yüzde 20'lere düşmüş durumda. İnsanda biraz utanma olur.

Yine ülkedeki hukuk düzeniyle ilgili bugün çok önemli bir dava görüldü. Bugün, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in duruşması vardı. Ahmet Özer ile ilgili başlatılan dayanaksız, mesnetsiz ve çelişkilerle dolu iddiaların ardından tutuklama kararı verilmişti. Ahmet Özer, sekiz buçuk ay özgürlüğünden mahrum kaldı. Türkiye'nin en büyük ilçe belediyelerinden birine kayyum atandı. İkinci kez hâkim karşısına çıkan Ahmet Özer Başkan, bugün 'İstanbul İttifakı davası'ndan tahliye edildi. Karar elbette memnuniyetle karşılanıyor ancak geç kalınmışlığın gölgesi bu kararın üzerinde olmaya devam edecektir. Bu davanın hiçbir hukuki temelinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Sürecin tamamen siyasi olduğu görüldü. Her ne kadar başka bir dosyadan tutukluluğu bulunsa da Ahmet Özer kayyum atanmasına neden olan dosyadan tahliye edildiğine göre bu kayyum uygulamasına da derhal son verilmelidir.

Bir diğer hukuki süreç, hukuki süreç kılıfı altında yürütülen siyasi süreç... Geçtiğimiz günlerde Manavgat'ta hukuk kılıfıyla bir siyasi operasyon yapılmaya çalışıldı. Manavgat'ta yaşananlar bir soruşturmanın ötesinde, açıkça bir siyasi kumpas. Baş aktörü meclis üyesi; ona 'baklavacı' deniliyor. Savcılığın Emniyet eliyle yürüttüğü bir operasyon var. İşin ilginci rüşveti veren de Emniyet ile işbirliği içerisinde, rüşveti alan baklavacı da. Polis içeri girdiğinde baklava kutusunu verenin nereye koyduğunu bildiği gibi alanın da nereye koyduğunu biliyor. CHP, bu olayla ilgili yerel yönetimler tecrübesi olan iki milletvekilini muhakkik olarak görevlendiriyor. Muhakkiklerin raporu doğrultusunda gözaltına alınan dört meclis üyesinin istifaları isteniyor. Bu arada baklavacı daha ifadesi bile alınmadan, sorguya girmeden etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyor ve üç meclis üyesinin daha ismini veriyor. Baklavacının attığı tüm adımlar, Manavgat Belediyesi'ni AKP'ye teslim etmek üzerine atılıyor. Bu kumpasın boşa çıkarılması için istifa eden meclis üyeleri yerine, İlçe Seçim Kurulu marifetiyle yedeklerin çağırılması istendiğinde seçim kurulu hakimi rapor alıyor. Bu arada bir detay var ama önemli bir detay. Rapor alan seçim kurulu hakimi, başsavcının eşi. Baklavacı istifasını geri çekmek istiyor. Dikkat edilirse, atılan her adım Manavgat Belediyesini AKP'ye teslim etmek üzerine. Neticede YSK, istifanın geri çekilemeyeceğine karar veriyor ve yedeklerin çağırılmasına karar veriliyor ve yedek meclis üyeleri çağırılarak bu kumpas boşa düşürülüyor. Bugün, MYK toplantısı devam ederken birkaç saat önce CHP'li Meclis Üyesi Mehmet Çiçek, Manavgat Belediye Başkan Vekili seçildi. Bütün bu yaşananlarda CHP'nin tek kusuru bu adamın, bu baklavacının meclis üyesi yapılmasıdır.

Bugünkü MYK toplantısında Manavgat'ta yaşanan süreçle ilgili olarak bu rüşvet kumpasının baş aktörleri olan Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevkine karar verildi. Soruşturmanın selameti açısından da belediye meclis grubundan yedi kişinin gözaltına alınması ve bu meclis üyesi listelerinin oluşturulmasında dahli olmaları nedeniyle Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve önceki dönem Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in üyelikleri askıya alındı. CHP'de yolsuzluğa izin verilmez, suça izin verilmez. Bir suç şüphesi görüldüğü takdirde buna ilk müdahale eden yine CHP olur.

AKP Genel Başkanı Erdoğan, kaçınılmaz sona hızla yaklaştığını hissediyor. Bu nedenle de sürekli yeni bir oyun kurmak, yeni bir senaryo yazmanın derdinde. Nafile bir çaba içinde olduğu en baştan belirtiliyor. Algı operasyonları işe yaramıyor. CHP düşmanlığı üzerinden kurgulanan bu bildik senaryodan umulan sonuç alınamayacak. Bomboş dosyalarla tutuklanan Zeydan Karalar'a sahip çıkmak için meydana akın akın gelen Adanalılar, Muhittin Böcek'in tutuklanmasına yüksek sesle itiraz eden Antalyalılar, konteyner kentlere mahkûm edilen depremzedeler için gece gündüz çalışan Abdurrahman Tutdere'nin haksız ev hapsi kararına isyan eden Adıyamanlılar bu haksızlıkların cevabını sandık geldiğinde verecek.

Anadolu'da bir söz vardır: Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz. 22 bin 104 lirayla açlığa mahkûm edilen asgari ücretli bunu unutmaz. 2 bin liralık sadaka zammını reva görülen emekliler bunu unutmaz. Ay sonunu getiremeyen, maaşları kuşa dönen memurlar bunu unutmaz. Siftahsız gün geçiren, kepenk indirmek zorunda kalan esnaf bunu unutmaz. Ekini tarlada kalan, traktörüne mazot dahi koyamayan çiftçi bunu unutmaz. Bu millet bu haksızlıkları unutmaz. Bu milletin dörtte birini temsil etmeyen iktidarınız, istenilse de istenilmese de artık bitiyor. Çünkü millet sizi istemiyor.

AKP açısından durum bu kadar vahim olunca geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok önemli açıklamalar yapacağı duyuruldu. Videolarla geri sayım başlatıldı. Cumartesi günü Sayın Cumhurbaşkanı ne demiş, neymiş bu önemli açıklamalar diye bir bakıldığında dağ fare doğurduğu görüldü. CHP ile DEM Parti ile görüşülüyor diye 'terörist' ilan eden Erdoğan, adı bile belli olmayan bu sürecin sadece üç siyasi partiyle yürütüleceğini söyledi. Yetmedi, cümlelerinin arasına ümmetçiliği, mezhepçiliği serpiştirip aklınca millete mesaj verme telaşına düştü. Sayın Erdoğan, millet iradesini gasp edip atanan kayyumlar ortada. Hukuksuz şekilde talimatlı yargıyla cezaevine gönderilen belediye başkanları ortada. Toplumsal mutabakatın olmadığı, tüm siyasi partilerin temsil edilmediği, sivil toplum örgütlerinin yok sayıldığı ve en önemlisi şehit ailelerinin ve gazilerin dışarıda bırakıldığı bir süreç başarılı olamaz. Üç-beş oy devşirmek uğruna bu süreç kapalı kapılar ardında, şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütülemez. Hukukun üstünlüğünün, demokratik bir yönetim anlayışının egemen olmadığı bir ortamda toplumun tüm kesimlerinin kendisini huzurlu, güvenli ve eşit hissetmesi mümkün değildir. Ve barış, AKP'nin siyasi hesaplarına kurban edilemeyecek kadar kıymetli ve değerli bir olgudur. Şunu da söylemeden geçmemek gerekir: Halka dokunmayan, bu ülkenin gerçek gündemi olmayan, sadece siyasi rant devşirmek için hamaset kokan konuşmalar ancak ve ancak 'tarihi körlük' olarak nitelenebilir. Süreç şeffaf bir şekilde, geniş tabanlı bir katılımla ve toplumsal mutabakatla yürütülmelidir. Dün de söylendi, bugün de söyleniyor, yarın da söylenecek: CHP olarak terörün karşısında, barışın yanında duruluyor.

23 yıllık AKP iktidarının, 'Şaha kalkacak' dediği ekonomi, adeta bitkisel hayatta yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Sandıktan kaçan, adaydan korkan bir iktidar, geleceğin Cumhurbaşkanı'nın haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulması, halkın seçtiği belediye başkanlarına ve halka yaşatılan hukuksuzluk süreci ve milli irade gaspı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması… Bu örnekleri çoğaltmanın çok kolay olduğu günlerden geçiliyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi mutfaktaki yangın her hanede kendini gösteriyor. Ekonomi bozuldukça iktidar tarafından konuşulmamaya, konuşulmadıkça daha da bozulmaya devam ediyor. Ülkede artık konuşulması sakıncalı olan tek bir konu kalmıştır, o da geçim sıkıntısı. 'Asla yan yana gelmez' denilenler yan yana gelmiş, işlerine gelen her konuda ortaklaşılmış ama bir tek hayat pahalılığı konusunda ortaklaşılamamıştır. Açlık sınırı 26 bin lirayı, yoksulluk sınırı 85 bin lirayı bulmuş ama ne AKP'nin ne de küçük ortağının umurunda olmamıştır. Dün, 'Seçimi CHP kazanırsa Öcalan'ı çıkaracaklar. Sayaçlarınızı dağdakiler okuyacak' diyenler, o gün de ekonomi konuşulmasın istiyorlardı, bugün de bir kazanda eritilen demir konuşulsun ama ekonomi yine konuşulmasın istiyorlar. Bu ülkenin tek gündeminin halkın geçim sıkıntısı olması için daha ne olması lazım? Eurostat verilerine göre Türkiye, ortalama yıllık net geliri en düşük Avrupa ülkesi olmuş. 2024 yılında tek kişinin çalıştığı, dört kişilik bir ailenin yıllık ortalama geliri 11 bin 440 avro. Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya ve Yunanistan gibi ülkelerin gerisindeyiz. AKP'nin 'Türkiye Yüzyılı', 'Yoksulluk Yüzyılı'na dönüşmüş durumda. Ekonomi kendi haline bırakılsa daha iyi durumda bile olabilecekken AKP'nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle halk hızla fakirleşiyor. Sokağın yangını, sarayın penceresinden görünmüyor. İşçinin, emeklinin, memurun, çiftçinin, esnafın derdi, tasası iktidarın gündeminde bile değil.

Yıl 2025, yapay zeka dünyayı kasıp kavuruyor, dünya teknolojik gelişmeleri kaçıran ülkelerin yıllarca geriye gideceği hızda bir yarışın içerisinde ama bu ülkede hala 15 milyonun üzerinde emekli, 16 bin 881 lirayla geçinmeye çalışıyor. Üstelik emekliye verilen 2 bin 412 liralık sadaka düzenlemesi henüz çok tazeyken 'Yıl içerisinde dört kez zam yapacağız' diyenlerin asgari ücretlilere tek bir zam yapmaması da cabası. Bu ülkede 17 milyonun üzerinde asgari ücretli ve onların aileleri, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Halkına fakirliği, kıtlığı reva görenler de halkın geçim sıkıntısına çözüm üreteceklerine yapay zekaya soruşturma başlatıyorlar. Tam da bu zihniyetin 23 yıllık varlığı artık ülkenin en büyük sıkıntısı haline gelmiştir. Tam da bu zihniyetin 23 yıllık iktidarı ekonomik krizin başlıca kaynağı haline gelmiştir. Çocuklarımızın elindeki göstermelik bomboş beslenme çantalarının, evladının isteklerine 'hayır' demek zorunda olan mutsuz ve çaresiz ebeveynlerin, aylardır çarşı pazar yüzü görmemiş mutfakların ağırlığı yüreklerde taşınıyor. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sürmek artık hayal. Ödenememiş faturaların, elektriği kesilmiş evlerin, birikmiş kredi kartı borçlarının, kaynamayan tencerenin, taneyle kirazın, az porsiyon çorbanın, yarım bardak çayın, askıda ekmeğin ve hatta askıda geçen hayatların mutsuzluğu ülkeye sinmiş durumda. Dün, 'Bir yüzükle yola çıktık' diyenler, bugün lüks ve şatafattan sokağın sesini duyamaz hale geldiler. Ne yazık ki AKP iktidarında artık ülke ekonomisinin toparlanması mümkün değildir. AKP hükümetinin hızla uzaklaştığı demokrasi çizgisine geri dönmesi, ekonominin düzelebileceği başlıca unsurdur. 23 yıllık iktidar sarhoşluğu, AKP iktidarında ciddi derecede bir körlük yaratmıştır. 85 milyonun ortak bir gerçekliği vardır. AKP iktidarı artık bu milletin sorunlarına çare, çözüm üretememektedir. Sandık geldiğinde bu millet 23 yıldır yaşadığı zulmün karşılığını en sert şekilde verecektir. Bu yüzden yürek varsa sandığı getirmeleri isteniyor.

"MANŞET" HABERLERİ

HY RADYO DİNLE
HY TV İZLE

SON HABERLER

HAVA DURUMU
NÖBETÇİ ECZANELER

YAZARLAR

GAZETE MANŞETLERİ
TV'DE BUGÜN
RÜYA TABİRLERİ
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ
8 Şubat 2026 Pazar

PUAN DURUMU

Süper Lig
1. Lig
2. Lig
3. Lig

ALTIN FİYATLARI

Altın Alış Satış Fark
Ons $4.952,46 $4.953,12 %2,97
Gram 6.942,61 6.943,53 %3,13
Gram Has 6.907,89 6.908,81 %3,13
Çeyrek 11.654,37 11.950,65 %0,11
Yarım 23.235,90 23.901,30 %0,11
Tam 46.617,47 47.656,41 %0,11
Cumhuriyet 48.452,00 49.182,00 %2,40
Ata 48.074,27 49.410,64 %0,11
14 Ayar 4.151,87 4.166,28 %0,11
18 Ayar 5.317,31 5.335,76 %0,11
22 Ayar 6.642,99 6.666,05 %0,11
İkibuçuk 116.543,68 118.702,48 %0,11
Beşli 236.000,95 241.205,78 %0,11
Gremse 116.543,68 119.506,50 %0,11
Reşat 48.074,27 49.410,64 %0,11
Hamit 48.074,27 49.410,64 %0,11
Gümüş 108,56 108,67 %5,38
Platin 2.954,69 2.959,36 %5,42
Gram Paladyum 2.389,74 2.397,95 %3,34

DÖVİZ KURLARI

Döviz Alış Satış Fark
USD 43,5986 43,6062 %0,16
EUR 51,5695 51,6027 %0,37
GBP 59,3968 59,4554 %0,61
CHF 56,2197 56,2519 %0,53
CAD 31,9238 31,9391 %0,46
RUB 0,5660 0,5664 %-0,17
AED 11,8695 11,8731 %0,16
AUD 30,5974 30,6118 %1,24
DKK 6,9006 6,9046 %0,50
SEK 4,8342 4,8394 %0,61
NOK 4,5075 4,5109 %1,46
JPY 0,2772 0,2783 %-0,04
KWD 141,7062 142,1105 %0,21
ZAR 2,7194 2,7224 %1,54
BHD 115,6370 115,6571 %0,15
LYD 6,8931 6,8943 %0,71
SAR 11,6118 11,6411 %0,15
IQD 0,0333 0,0333 %0,15
ILS 14,0459 14,0484 %0,89
IRR 0,0001 0,0001 %-99,72
INR 0,4816 0,4817 %-0,16
MXN 2,5264 2,5269 %1,30
HUF 0,1364 0,1364 %0,99
NZD 26,2405 26,2451 %1,11
BRL 8,3557 8,3572 %1,18
IDR 0,0026 0,0026 %0,26
CZK 2,1282 2,1286 %0,70
PLN 12,2190 12,2211 %0,63
RON 10,1194 10,1281 %0,53
CNY 6,2904 6,2927 %0,30
ARS 0,0305 0,0305 %0,89
ALL 0,5343 0,5344 %0,50
AZN 25,6462 25,6507 %0,16
BAM 26,2816 26,2862 %2,41
CLP 0,0509 0,0510 %1,49
COP 0,0118 0,0118 %0,52
CRC 0,0879 0,0880 %0,16
DZD 0,3356 0,3356 %0,24
EGP 0,9304 0,9306 %0,27
HKD 5,5795 5,5805 %0,16
ISK 0,3554 0,3555 %0,31
KRW 0,0298 0,0298 %0,48
KZT 0,0881 0,0881 %-0,26
LBP 0,0005 0,0005 %4,87
LKR 0,1409 0,1410 %0,18
MAD 4,7495 4,7503 %0,15
MDL 2,5670 2,5675 %-0,42
MKD 0,8349 0,8350 %0,18
MYR 11,0432 11,0451 %0,14
OMR 113,3874 113,4072 %0,15
PEN 12,9488 12,9511 %0,01
PHP 0,7452 0,7453 %0,60
PKR 0,1557 0,1561 %0,32
QAR 11,9669 11,9817 %0,15
RSD 0,4388 0,4400 %0,34
SGD 34,2972 34,3032 %0,45
SYP 0,3774 0,3775 %0,15
THB 1,3831 1,3833 %1,05
TWD 1,3793 1,3795 %0,35
UAH 1,0164 1,0166 %0,78
UYU 1,1280 1,1282 %0,00
GEL 16,1776 16,1804 %0,53
TND 15,3139 15,3165 %1,95
BGN 26,1574 26,4107 %-0,06
YOL DURUMU
Sitemizde deneyiminizi geliştirmek, tercihlerinizin hatırlanması, reklamları ve içeriği kişiselleştirmek için çerezler kullanılmaktadır.